Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV bölümlerinin hazırladığı oyuncu, senarist ve yönetmen Türkan Şoray’ı tanıtan kısa filmin ardından, Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ebru Ural, açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

Üniversite Rektörü Prof.Dr. M.Emin Karahan, Türkan Şoray’a Fahri Doktora Ünvanı verilmesi ile ilgili olarak;

“Türkan Şoray sadece bir sanatçı olarak tüm halkın sevgisini kazanmakla kalmamış, Türk Sineması'nda sanatçı kişiliği ile bir ekol olmuştur. Kalbinde taşıdığı samimi duygularla hiçbir toplumsal soruna kayıtsız kalmamış, ortak hafızamızda yıllardır yaşamakta olan filmleri bu aşkla yapmıştır. Türk Sinema tarihinde önemli, saygın bir yer edinmiş, sanatını en üstte tutmuş Türkan Şoray’a Beykent Üniversitesi Senatosu tarafından Fahri Doktora ünvanı verilmiştir” dedi.

Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Emin Karahan tarafından fahri doktora belgesinin takdim edilmesi ve cübbesinin giydirilmesinden hemen sonra Türkan Şoray duygularını paylaştı.

Şoray; hayatın kendisine birçok güzellik verdiğini, Beykent Üniversitesi'nin değerli bilim insanları, akademisyenleri ve sinema öğrencileri değerlendirilerek böyle onurlandırılmanın ömrünün sonuna kadar unutamayacağı bir anı olacağını ve bu onuru ömrünün sonuna kadar gururla taşıyacağını belirtti.

Çok yoğun katılımın olduğu tören, Türkan Şoray kostümleri ve film afişleri sergisinin gezilmesi ile sona erdi.
YAŞARKEN EFSANELEŞEN OYUNCU TÜRKAN ŞORAY
Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Emin Karahan törende yaptığı konuşmada, Türk Sineması'nın Sultanı Türkan Şoray, hakkındaki gerçekleri; bir kez daha hatırlattı: Karahan: "Sayın Türkan ŞORAY, Mesleğinin gücünü de bilen ve bunları da anlatmalıyım diyen bir sanatçı olarak, en zor ve yaratıcı işlerden biri olan kamera arkasına da geçmiş ve Dönüş, Azap, Bodrum Hakimi, Yılanı Öldürseler ve son olarak 2015 yılında Uzaklarda Arama adlı filmlerini de, aynı zamanda bu filmlerin bir yönetmeni olarak izleyiciye sunmuştur. Yönetmenlik yapan, tek kadın sinema oyuncusu olarak da sinema tarihimizde yerini almıştır. Sinema ve Televizyon ile iç içe süren yaşantısında 1964’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, “Acı Hayat” filmindeki rolüyle başlayan ve günümüze dek süren birçok önemli ödüle layık görülmüştür. Aynı zamanda Türk sinemasının tarihine de ışık tutan, birini elden tanıklık özelliği taşıyan, “Sinemam ve Ben” adlı kitap da yazmıştır. 17 Aralık 2012 tarihinde, Beykent Üniversitesi’nde düzenlenen “Sinemam ve Ben” adlı bu kitabını öğrencilerimize imzalayarak, Üniversitemize güzel bir hatıra bırakmıştır.2 Mart 2010 tarihinde UNICEF tarafından Türkiye iyi niyet elçisi olarak seçilmiştir. Sayın Türkan ŞORAY’ın kendi adını taşıyan bir ilköğretim okulu bulunmaktadır. Sayın Türkan ŞORAY hakkında aralarında Akademisyen Prof. Dr. Seçil Büker, sinema yazarı-eleştirmeni Atilla Dorsay, yazar-araştırmacı Feridun Andaç gibi değerli isimlerin olduğu yazarlar kitaplar yazmışlardır. Bu kitapların bazıları; Türkan Şoray, Bir Yıldız Böyle Doğdu, Sümbül Sokağının Tutsak Kadını, Türkan Şoray, Yeşilçam’da Bir Sultan, Türkan Şoray ile Yüz Yüze, 50 Yıllık Aşk – Türkan Şoray, Sinema Emekçisi – Türkan Şoray olarak sayılabilir. Kendisi ayrıca birçok akademik teze ve resim-fotoğraf sergilerine konu olmuştur" dedi.
Rektör Karahan; Türkan Şoray'ı anlatan önemli sözleri de yaptığı konuşmada hatırlattı... İşte o cümlelerden bazıları...
CEMAL SÜREYA
“Türkan Şoray halk özlemiyle oluşmuş bir mitostur ve ulaşılamaz bir yalnızlık içerisindedir. Cemal Süreya, 8-14 Kasım 1987, 2000’e Doğru Dergisi
CAN DÜNDAR
"O kayıtsız şartsız Türk Sinemasının kraliçesi, üç kuşaktır sinemamızın sultanı. O bizim Sophia Loren’imizdir." 14 Nisan 1996, Yeni Yüzyıl Gazetesi
KENAN IŞIK
“Kendinizi erkek ya da kadın olarak duyumsamadığınız o ilk andan itibaren, özlenen “sahip olmak” ya da “yerinde olmak” istenen, “o sevgiliydi” Türkan Şoray. Zamanın yorup, yıpratmaya gücünün yetmediği hüzünlü bir tebessüm. Açıp da kendini ele vermeyen gizemli bir gül goncası. İşte Türkan Şoray bu." 30 Mayıs 2001 Akşam Gazetesi
SELİM İLERİ
"Bizim Dostoyevski’miz Türkan ŞORAY’dır." 1 Mayıs.2008 Hürriyet Gazetesi
SAVAŞ AY
"Peki Türkan ŞORAY’ın sırrı ne? Özellikle bir gayret sarf etmediği halde nasıl hala tahtta oturmakta? Duruşunda, tavrında, konuşmasında hülasa tüm yaşadıklarında zerre ödün vermiyor. O zaman da adıyla, sanıyla, yakışanıyla, Türkan ŞORAY, Türkan SULTAN oluyor. Hiç kimse o kaleyi fethedip, tahtını alamıyor."