Gülben Ergen'in eşi, haber spikeri Erhan Çelik'in TRT ekranlarında sunuculuk yapmasına tepkiler çığ gibi büyüyor. MİT TIR'ları davasında yargılanan gazeteci Can Dündar'a yakınlığı ile de tepki çeken Gülben Ergen'e sosyal medyada yapılan tepkiler büyüyerek imza kampanyasına dönüştü.
Ergen'e sosyal medya kullanıcılarından gelen tepkiler ise şöyle;
“Sende bu vatanda yaşıyorsun ama sende bu vatana ihanet eden sensin yazık sana”
“Can Dündar'a selam yolla sen”
“TRT 1 de kocanı istemiyoruz kazandığınız her kuruş haram olur bu halkı enayi yerine koyamazsınız git Can Dündar ve Türkan sayılanlar seni paraya boğsun çocukların için bari biraz utanın”
“O bayrağa kuban ol sen”
“Göstermelik gülben”
“Samimiyetsiz istemiyoruz sizi ekranlarda hainler”
“Kocanda sende samimiyetsiz gülben”
“Kimi kandırıyorsun sen”
“Sende kocanda defolup gidin bu güzel ülkeden”
“Senin bu yüzsüzce fotoğrafına inanacağımızı mı sandın”
Erhan Çelik'i TRT ekranlarında görmek istemeyen izleyiciler www.change.org internet sitesinde imza kampanyası başlattılar. Yapılan imza kampanyasını başlatanlar muhatap olarak TRT Genel Müdürlüğü'ne sesleniyor ve şöyle diyorlar; “Erhan Çelik'i TRT ekranlarında görmek istemiyoruz. Eşi Gülben Ergen'in Türkan Saylan, Tarık Akan, Uğur Dündar hayranlığı varken; eşinin fikirlerinden etkilenmemesi mümkün değil. Darbe yapıldıktan 14 gün sonra ortaya çıkan insanlar sadece fırsatçılık yapanlardır. Bu yüzden bu adamı istemiyoruz.” Geçtiğimiz günlerde TGRT ekranlarında yayınlanan 'Mehmet Aydın ile Gün Biterken' programına katılan araştırmacı yazar Cem Küçükte bu konuda açıklamalarda bulunuştu.
Küçük, 15 Temmuz gecesi kalkışma bastırıldıktan sonra yorumlarını değiştiren bazı ünlü isimlerin tavırları ve hain girişimde yaşananlarla ilgili dikkat çekici tespitlerini aktardı. Bazı sanatçıların darbe esnasında seslerini dahi çıkarmamaları ve sonrasında U dönüşünün konu alındığı programda özellikle Erhan Çelik ve Gülben Ergen çiftinin 'ortadan' tavırları ağır eleştirildi.
GÜLBEN ERGEN, SESSİZLİĞİNİ BOZDU VE BU AKŞAM SAATLERİNDE, TÜM MEDYAYA, SESİNİ TÜRKİYE'YE DUYURMAK BASIN AÇIKLAMASI YOLLADI. İŞTE GÜLBEN ERGEN'İN CÜMLELERİ:
İnsan fikri, duruşu, yaptıkları ile yürür hayat yolunda...
Başta inançlarına, sonra ülkesine, Cumhuriyetine bağlı, 3 çocuklu bir anne, eş, sanatçı olarak terörün her türlüsünün karşısında durdum. Son nefesime kadar da durmaya devam edeceğim.
PKK, FETÖ, IŞİD ve tüm hainliğin, alçaklığın, kan akıtan zihniyetin ve destekçilerinin tüm varlığımla karşılarında olmama rağmen beni ve eşimi, ülkemizin içerisinden geçtiği bu hassas günleri fırsat bilerek, mesleklerimiz üzerinden karalamak isteyenleri; şiddetle kınıyorum.
Başbakanlık yaptığı zamandan Cumhurbaşkanlığı görevini yerine getirdiği günümüze kadar karşılaştığımız her ortamda saygımı eksik etmediğim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın her davetinde nezaketle bulundum. Sohbet edip, değerlendirmeler yapabilme ve danışma fırsatlarım oldu.
Ben politikacı değilim. Her söylediğim her yazdığım tamamen iyi niyetli ve duygusal çıkışlı bir cümleyi mikroskopla araştırıp kusur arayanlara, kastetmediğim anlamları benim sözlerime yükleyenlere, kendi kavgalarını benim ve ailemin üzerinden vermeye çalışanlara, devletin önemli kurumlarından TRT'yi yıpratmak için çabalayanlara sadece acıyorum. Çünkü her zaman olduğu gibi bu kez de hüsrana uğrayacaklar.
Yanında olmaktan bir an bile tereddüt etmediğim eşim Erhan Çelik gereken ayrıntılı açıklamayı medya ve kamuoyu ile dün paylaştı.
Ülkemizin birlik, beraberliğe ihtiyaç duyduğu şu günlerde beni yıpratmaya ve küçük düşürmeye çalışanları Rabbime ve Türk adaletine havale ediyorum. Bugün gerekli yasal işlemleri başlatıyorum.
Ben şarkılarımla, yazdıklarımla, sosyal sorumluluk projelerimle, yılmadan, sevgiyle ülkemiz ve insanlarımız için çalışmaya devam edeceğim.

ERHAN ÇELİK, BUGÜN YAPTIĞI AÇIKLAMADA İSE ŞU CÜMLELERİ KULLANDI:
"27 Temmuz Çarşamba akşamı itibariyle TRT1 Ana Haber Bülteni’ni sunmaya başladım.
Göreve başlamamla birlikte ortaya çıkan, maksatlarını anlamakta güçlük çektiğim bazı çevrelerce hakettmediğim, gerçeklerin tamamen tahrif edildiği, her türlü nezaket kurallarının çiğnendiği, saldırgan, küçük bir grup tarafından yönetildiği izlenimini veren bir karalama kampanyasıyla karşı karşıya bulunmaktayım.
Gerek geride bıraktığımız haftadaki bültenimizin izlenme oranları, gerekse beni tanıyanların teveccühü, bu tezviratın pek de ciddiye alınır tarafı olmadığını gösterse de, bu odakların kamuoyunu gereksiz yere meşgul etmelerine izin vermemek adına ve özellikle içinden geçtğimiz hassas dönemde, muhteşem bir sınav vermekte olan halkımızın zihninde oluşabilecek soru işaretlerini ortadan kaldırmak üzere aşağıdaki açıklamayı basınımızla paylaşma ihtiyacı doğmuştur.
1- Eşim, Sayın Gülben Ergen ÇELİK hanımefendi sadece sanatçılığıyla değil, 5 yıl içinde yürüttüğü sosyal sorumluluk kampanyaları sonucu açtığı ve Milli eğitim Bakanlığı’na teslim ettiği 34 anaokulu ile de halkımızın gönlünde hakettiği yeri almıştır. Benim kendisine saygım sonsuzdur. İnsanlar sadece sehven yaptıkları küçük hatalarla değil, ortaya koydukları büyük sevaplarla hayatın bütünselliği içinde değerlendirilmeyi hak ederler. Gülben Hanım da her türlü takdirin üzerindeki dünya duruşuyla ve özellikle içinden geçmekte olduğumuz hassas dönemde devletine, milletine ve inancına gösterdiği bağlılık duygusuyla da benim ve sevenlerinin nezdinde hak ettiği noktaya erişmiştir.
2- Hal böyle iken; kendisinin görüşlerine kesinlikle katılmadığı bir gazeteciye sadece beşeri duygulardan yola çıkarak gönderdiği selam yüzünden eşi olarak bana karşı küçük bir grup tarafından başlatılan hakaret dolu tezvirat kampanyasına hedef olmayı hak etmediğim açıktır. Bu hakaretlerin hesabını Türk adaleti önünde faillerinden sormak üzere gerekli yasal süreçleri başlattığımdan kimsenin şüphesi olmasın!
3- Bu küçük grup büyük bir olasılıkla 22 yıllık medya hayatıma sığmış olan, yıllarca Kanal 7ekranlarında anchorman’lik, ardından Show TVHaber Dairesi Başkanlığı ve nihayetindeHabertürkTelevizyonu Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini ve şimdi de TRT 1 Ana Haber Bülteni’nde bana tevdi edilen görevi hazmetmekte zorlanmaktadırlar. Allah’tan onlara, akıl, fikir, edep, dürüstlük, şeref ve hakkaniyet duygusu nasip etmesini dilerim.
Bu arada TRT’deki bu şerefli göreve bir ücret talebiyle gelmediğim gibi söz konusu tezvriatçetesinin uydurduğu 206 bin TL gibi bir hizmet bedelinin tarafıma ödenmesi de hayli abartılı bir yalandır. Hak ediş olarak bana kurum tarafından ödeneceği ifade edilen rakam iddia edilenin 10’da 1’i bile değildir.
4- Benim üzerimden TRT ve çeşitli devlet kurumlarını yıpratmayı göze almış bu tezvirat çetesinin başarılı olamadıklarına ve olamayacaklarına, devletimizin “istemezük!” diye kazan kaldıran yeniçeriler misali ortaya dökülen bu vicdan yoksunu ‘elemanlara’ prim vermeyeceğine duyduğum inançla bu tür ayak oyunlarına alet olmayacağımı tüm azim ve mukaddesatımla temin ederim.
5- Bizim için aslolan, yalan, dolan ve hakaret üreten tezviratçıların ne dedikleri değil, onlara halisane duygularla inanan vatandaşlarımız da dahilmilli iradeyi ve kamu vicdanını oluşturan milyonların inanç ve düşünceleridir. İşte o inanç ve düşünce içindeki yerimizin gereken teveccüh noktasında olduğundan eminim.
